Akademik Yazma

9 – 10. Haftalar


Yaratıcı olmayan ve konuya yenilik getirmeyen çalışmaların bilimde yeri yoktur. Bu bağlamda, “alana yeni bir şeyler katmak” gerekliliği kendisini gösteriyor.

Bu alıntı, “akademik okuma” konusundan bahsettiğimiz 5. hafta yazısından alındı. Okumak ve yazmak eylemleri birbirleri ile yakından ilişkili olduğu için o yazıda bahsi geçen bazı cümleler bu bölüm için de geçerliliğini koruyacaktır. Bunlardan belki de en önemlisi yukarıda yazılı olanı.

 

Eğer bilim adına çalışıyor ve alanınıza yenilikçi bir bakış açısı ile bir şeyler katıyorsanız, bu çalışmalarınızı laboratuvar dışında kalan herkese duyurmak gibi bir sorumluluğunuz var. Bu sorumluluk zorlayıcı bir düşünce olmaktan ziyade “Ben bunu insanlığa borçluyum” cümlesinin altında yatan düşüncenin bir getirisi aslında.

Dünyaya duyurulmamış bir çalışma, yalnızca sizin bildiğiniz bir çalışma olarak kalacak ve bu sebepten dolayı da bilim literatürüne bir katkısı olmayarak ulaşılan sonuçlar önemsiz bir konuma gelecek. Bu sonuçlar ister bir kongrede sözlü olarak, ister bir poster vasıtasıyla görsel olarak sunulsun, bu işin varacağı ortak nokta yazmak eylemi oluyor.


Hemingway’den tutun Umberto Eco’ya kadar pek çok yazarın yazmak üzerine eserleri var. Bunların pek çoğu edebi eser yazma çerçevesinde ilerlese de akademik yayınlar yazan bir kimse de kendisine mutlaka faydalı tavsiyeler yakalayabilecektir. Neticede ülkemiz de dahil olmak üzere pek çok yerde akademinin yollarında ilerlemek isteyen araştırmacılar, arkasında en az 2 adet yazılı eser bırakma zorunluluğuna sahip; lisans/yüksek lisans tezi ve doktora tezi!

img_20190919_181252

Tez yazmak başlı başına bir iş ve üzerine ciddi bir dikkat yoğunlaşması gerektiriyor. Bir yüksek lisans tezinin ana metninin ortalama 70-100 sayfa tutacağını göz önünde bulundurursak aslında kısa bir hikaye kitabı uzunluğunda bir metin yazdığınızı görebilirsiniz. Bu açıdan bakınca yapılan işin önemi ve ciddiyeti biraz daha göze batmaya başlıyor. Bir doktora tezi ise bunun 2-3 katı kadar uzun olabilir!

Yazmamız gereken eserlerin edebi niteliği olmasa bile belli bir okunabilirliğe sahip olması bekleniyor. Bu sebepten dolayı bu yollarda ilerlemek isteyen kişilerin yazma tecrübesine sahip olması gerekli. En az 2 eser dedik ve bu eserler tez gibi büyük eserlerdi; o kadar büyük olmayan fakat yine de yazma becerisi gerektiren bir diğer konu ise bu bölümün asıl konusu olan bilimsel makaleler. Yazının bu noktasından sonra bilimsel makale yazımı çerçevesinde ilerleyeceğiz.


IMRAD mı, o da ne?

Bir bilimsel makale çalışılan konuya, gönderilen dergiye ve hatta makalenin türüne göre bile farklı sayfa sayısına sahip olacaktır. 1 sayfalık yazılardan (örnek: letters to editor, opinion papers) tutun 50 sayfalık inceleme (review) yazılarına kadar olan geniş bir çerçeveden bakmamız gerekiyor olaya. Ancak bir araştırmacının akademik hayatı boyunca belki de en sık karşı karşıya kalacağı makale türü araştırma makalesidir (research paper). Bir araştırma makalesi de makale türlerinin çeşitlendiği gibi pek çok farklı formatta şekillenebilir. Bunlardan en kabul gören format ise IMRAD adı verilen format.

Introduction – Materials & Methods – Results – Discussion – (Bonus) Conclusion

Bir araştırmacı, bir çalışmasını yazıp herkese yaymak istediğinde makalesini, o konuda yayınlar yapan bilimsel dergilerden birisine göndermeli (istisnaların kaideyi genellikle bozmadığını unutmayalım). Çeşitli konularda farklı türde makalelerin yayınlandığı bu dergiler neredeyse her zaman kendi formatında yazılmış makaleleri kabul eder (bu durum son zamanlarda değiştirilmeye çalışılsa da henüz bir başarı elde edilebilmiş değil). Yine de büyük bir çoğunluk, IMRAD adı verilen formatı kullanır.


IMRAD formatında yazılmış bir makale örneği

 19. yy sonlarından itibaren gelişimini sürdüren IMRAD formatı ilk olarak Franz Ingelfinger isimli araştırmacı/editor tarafından sunulmuş. Günümüzde bilimsei araştırmanın içerdiği en temel soru ve cevapları, okuyucuya en basit şekilde sunan yazı formatlarının başında geliyor. IMRAD formatı ile yazılmış bir makalenin iskeleti bazı temel sorulara verilen cevaplardan oluşuyor.

  • Bu araştırmada hangi soruna dair nasıl bir çalışma, neden yapıldı? – Introduction / Giriş
  • Bu araştırmada deneysel anlamda neler, nasıl yapıldı? – Materials & Methods / Deneysel yöntemler
  • Bu deneysel çalışmaların sonuçları neler ve bunlar bize ne ifade ediyor? – Results & Discussion / Bulgular ve Tartışma
  • Bu araştırmanın geneli bize ne ifade ediyor, önemi nedir? – Conclusion / Kapanış

Introduction

Bu bölümde okuyucu, yapılan çalışmanın neden yapıldığını literatürdeki benzer çalışmalar ile yapılan karşılaştırmalar sayesinde öğrenir.

Örneğin hava kirliliği ile ilgili bir çalışma yapıldıysa bu çalışmanın bugüne kadar yapılmış diğer hava kirliliği araştırmalarından farkının ne olduğu bu bölümde anlatılır.

Konu hakkında genel bilgilerin verildiği giriş bölümü, yapılan çalışmanın hedefleri hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlar.

Materials & Methods

Bu bölümde çalışma kapsamında yapılan deneylerin nasıl ve neden yapıldığı anlatılır. Ancak bu bölümde yapılan deneylerin sonuçları ile ilgili bir veri sunulmuyor, dikkat!

Hava kirliliği araştırmamızda, hava kirliliğini nasıl ölçtüğümüzü anlattığımız bölüm burası.

Results & Discussion

İşte dananın kuyruğunun koptuğu bölüm burası. Çalışmanın hedefleri doğrultusunda, bir önceki bölümde nasıl yapıldığı anlatılan deneylerin sonuçlarının sunulduğu ve bu verilerin ne anlama geldiğinin anlatıldığı bölümdür bu bölüm.

Bir önceki bölümde yaptığımızı anlattığımız ölçümlerin sonucunda hava kirliliğine sebep olan bileşenlerin oranının geçmiş yıllara göre %10 daha fazla olduğunu bulduğumuzu anlatıyoruz. Bu fazlalık bize geri dönülemez bir yolda olduğumuzu ifade ediyor.

Conclusion

Yapılan araştırmanın önceki benzer araştırmalardan ayrıldığı noktaların ve araştırma sonucunda elde edilen bulguların yorumlandığı bölüm, aynı zamanda makalenin kapanış bölümü.

“Yaptığımız araştırmada kullandığımız yöntem sayesinde, geçmişte yapılan ölçümlerden daha hassas sonuçlar elde ettik ve sonucunda kirlilik yaratan bileşenlerin geçmişe oranla %10 daha fazla olduğunu bulduk. Bu sonuç bize hava kirliliğinin insan sağlığını tehdit edecek boyutlara ulaştığını ve önlem alınmazsa gelecekte çok büyük sorunlarla karşılaşacağımızı gösteriyor” cümlelerini yazdığımız bölüm işte burası.


Bilimsel çalışma yapan her araştırmacı, hem kendisine hem de insanlığa karşı araştırma sonuçlarını sunma sorumluluğuna sahiptir.

Unutmayın ki yayınlanmamış bir çalışma hiç kimseye hiçbir şey ifade etmez; elde edilen deneysel sonuçlar bir önem taşımaz.

Bu sebeple makale yazmak bir araştırmacı için deney yapmak kadar önemli bir noktadadır. Makale yazmanın da en standartlaşmış formatlarından birisidir IMRAD. İşin ilginç yanlarından birisi de şu ki, makale yazmak, makale yaza yaza öğrenilen bir yetenek. Bu yüzden bol bol hata yaparak, bol bol geri dönüt / feedback / revizyon alarak bol bol yazmak gerekiyor.


Kaynakça

İleri Okuma

  • Umberto Eco – How to Write a Thesis
  • Rowena Murray – How to Write a Thesis

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: