Yenilik – İşbirliği

Merhaba! Bu yazı biraz farklı bir konuyu kapsıyor. 52HaftaBilim için yazdığım yazılar artık çok sevgili Güney Cüceloğlu‘nun projesi guney.com dahilinde devam edecek!

Bu yazının guney.com altındaki verisyonuna bu linkten ulaşabilirsiniz.

52HaftaBilim’in girişinde yer alan kısa tanıtım yazısına ilave olarak kendimi anlattığım daha uzun bir “Ben Kimim?” yazısının uygun bir başlangıç olacağını düşündük bu sebeple.

Ben temel bilimler alanında eğitim almış ve akademik hayatına da bu çerçevede ilerlemiş bir araştırmacıyım. Şu an bulunduğum yere gelene kadar akademik hayatımda 3 önemli dönüm noktası yaşadığımı düşünüyorum. Ben kimim sorusuna bu 3 noktayı anlatarak cevap vermek istiyorum.

1. Nokta

Lisans hayatıma Anadolu Üniversitesi Kimya Bölümü ile başladım. Normalden daha uzun süren bir eğitim öğretim hayatım oldu. Bu bölümü 6.5 yıl gibi bir sürede bitirdim. Normal zaman çizelgemin son 2 yılına girerken notlarımın çok yüksek olmadığını ve yurt dışında eğitim almanın giderek uzaklaşan bir hayal olduğunun farkına vardım. Bunu takip eden süreçte araştırma laboratuvarlarına girip tecrübe kazanmak ve belki de bir araştırma makalesi yazabilmek için ilgi duyduğum alanda çalışan hocalarımla konuştum ve normal derslerimin yanında bir laboratuvarda araştırma yapmaya başladım. Bir süre sonra beraber çalıştığımız hocam, başında tam tersini söylemiş olmasına rağmen, lisans hayatım sürecinde bir araştırma makalesi yazamayacağımı söyledi; ben de hem hoca hem de çalıştığım alanı değiştirdim. Hayatımı değiştiren adımların birincisi olarak bunu görüyorum.

2. Nokta

Devamında, okulumda biyokimya laboratuvarında çalışmaya başladım ve bu sayede lisans hayatım bittiğinde çok da kötü olmayan bir CV oluşturmuş oldum. Posterlerim vardı, kongreye katılmıştım ve en önemlisi, henüz kabul olmuş olmasa da akademik bir dergiye gönderdiğimiz bir makalem vardı. Bu şekilde aynı laboratuvarda yüksek lisans hayatıma başladım. Ama ne başlamak!

Benim yüksek lisansa başladığım dönemde laboratuvarımıza bir 3D Bioprinter aldık. Doku ve organ mühendisliği daha önce duymadığım bir alandı ve 3 boyutlu yazıcılar bırakın medikal uygulamaları, ev ve hatta sanayi tipi uygulamalarda bile yaygınlığını yeni kazanıyordu. Bu etkileyici cihazın büyüsü altında çalışmaya başladım ve hayatımı değiştiren ikinci hamleyi yaptım: yurt dışında bir hastanede 3D bioprinting konusunda çalıştım. Hollanda Amsterdam UMC- located in VUmc‘de kaldığım süre boyunca inanılmaz deneyimler elde ettim. Canlı hücreler kullanarak yapay burun ve kulak modelleri ürettim. Çok güzel insanlarla tanıştım fakat daha da önemlisi, yurt dışında bir laboratuvarda çalışmanın ne demek olduğunu öğrendim!

Logo Amsterdam UMC nu ook op gevel van ziekenhuis - AT5
Amsterdam UMC loacted in VUmc – Amsterdam

3. Nokta

Artık hazırdım, doktora çalışmalarımı yurt dışında sürdürebilirdim. Başvurulara başladım ve uzun ve yıpratıcı bir sürecin sonunda kabul aldım! Fakat gelin görün ki bu yazıyı şu an Türkiye sınırları içerisinden yazıyorum. Neden? Güncel tarih itibariyle kesin bir çözüm bulamadığımız sevgili pandeminin beni etkilediği kısmı da bu oldu işte 🙂

Yılmadım. Doktora için kabul aldığım fakat gidemediğim ekip ile iletişimimi sürdürdüm ve 2. bir yurt dışı araştırma tecrübesi ekledim kariyerime. Almanya Max Planck Institute for Medical Research bünyesinde yaptığım çalışmalarım bana çok farklı kapılar açtı. Bu da hayatımı değiştiren 3. önemli noktaydı.

img_20211024_164753
MPI for Medical Research – Heidelberg

İşte şimdi bulunduğum noktadayım. Henüz kesinleşmediği için şu an söyleyemeyeceğim fakat hayatımı değiştirecek 4. noktanın çizilmeye başladığı bir sürecin tam ortasında, bu sayfalara bu yazıyı yazıyorum.

Yukarıda kısa bir özetini geçtiğim akademik geçmişimin bu noktaya gelmesinde katkısı olan bir kaç kişi var. Burası online bir mecra olduğu için gerçek hayatta karşılaştığım danışman hocalarım gibi isimlerin yerine yıllar önce bloglarını okuduğum ve kariyerimi şekillendirmem üzerinde çok etkisi olanlardan bahsetmek istiyorum. Başta sevgili Meren (Meren’in Fotoğraf Günlüğü) ve epiSTEM (Epistem Turkiye) olmak üzere Biyolokum (biyolokum.com), Nöroblog (noroblog.net), Bilim Kazanı (bilimkazani.org) ve Arpat Özgül (Arpat Ozgul (@arpatoz) / Twitter) kendilerinin haberi olmasa bile (gerçi bazılarıyla iletişime geçtim) benim hayatım üzerinde çok önemli bir etki bıraktı. Ayrıca bu yazıları bugün yazabiliyorsam bunun en büyük 2 ilham kaynağı da sevgili fareliköyünhayalcisi Uğur Güçarslan’ın (FKH (farelikoyunhayalcisi.blogspot.com)) yanısıra Güney’in eski blogudur.

Burada hepsine teşekkür etmeyi bir borç bilirim.


Yazılarımı yayınlamaya burada da devam edeceğim. The New Yorker Life | Facebook veya The New Yorker Life sayfasından şu an giriştiğimiz bu projenin gelecek planlarına dair kopyalar da bulabilirsiniz. 52HaftaBilim için bir son değil, yeni bir başlangıç diyebiliyorum 🙂

Bir sonraki yazıda ve bazı heyecan verici farklılıklarla guney.com üzerinde görüşmek üzere,

Hoşçakalın!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: